NE SAĞ, NE SOL. ÖNCE TÜRKİYE!!!
EdipÖlmezYurdakul

Başka Türkiye Yok!!

SİZDEN GELENLER BÖLÜMÜNE HER TÜRLÜ YAZILARINIZI GÖNDERİP YAYINLATABİLİRSİNİZ. OLMEZYURDAKUL@GMAİL.COM ADRESİNE YAZINIZI GÖNDERMENİZ YETERLİDİR.

• 16/1/2007 - Anadolu’da Orta Asya mezarı.

Bölüm: Tarih

Türklerin Anadolu’daki 3 bin 200 yıl önceki izleri bulundu.

 

Kuzey Doğu Anadolu’da insan at ve köpeğin yanyana gömüldüğü binlerce yıllık bir mezarın ortaya çıkarılması Orta Asya ile Anadolu’nun bağlarının bilinenden de daha eski geçmişe dayandığını gösterdi. Doç. Alpaslan Ceylan, bulunan mezarın Anadolu tarihi açısından çok önemli olduğunu söyledi.

 

3200  yıllık bağ!..
Kuzey Doğu Anadolu’da insan at ve köpeğin yanyana gömüldüğü 3200 yıllık bir mezarın bulunması Orta Asya ile Anadolu bağlarının binlerce yıl öncesine dayandığını gösterdi.

 

Anadolu’da ilk kez, insan, at ve köpeğin yan yana gömüldüğü bir mezar ortaya çıkarıldı. Kuzey Doğu Anadolu’da bulunan mezarın Anadolu ile Orta Asya’nın bağlarının binlerce yıl öncesine dayandığının en önemli bulgularından biri olduğuna dikkat çekildi. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alpaslan Ceylan, “Türk Dünyası Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında sürdürülen çalışmalar kapsamında Kuzey Doğu Anadolu’da ortaya çıkarılan insan, at ve köpeğin yer aldığı mezarın ilk belirlemelere göre MÖ 2-1 binli yıllara ait olduğunu anlattı. Mezarın kesin tarihini belirlemek için çalışmaların sürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Ceylan, proje ekibinde yer alan antropologların da konuyla ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Bu mezar Anadolu tarihi açısından çok önemli” diye konuştu.

Kurgan geleneği
İnsan, at ve köpeğin aynı mezarda yer almasının Orta Asya geleneği olduğunu kaydeden Ceylan, bu tür mezarların Orta Asya ve Kırım bölgesinde çok sayıda bulunduğunu ifade etti.

Ceylan, “Anadolu’da bu tip bir mezar ilk defa ortaya çıkarıldı. Kaçak kazı yapanlar tarafından talan edilmeye çalışılan tarihi mezarlıklar arasında tespit ettiğimiz mezar, Orta Asya ile Anadolu’nun bağlarının binlerce yıl öncesine dayandığını gösteriyor. Bu mezar Türk kurgan geleneğini ile örtüşmekte” dedi.

 

Kaynak: www.yenicaggazetesi.com.tr

Yazılanları oku. (yok) :: Bu yazıya yorum yaz! ::Arkadaşa gönder!:: Bağlantı

• 8/12/2006 - İlber Ortaylı'dan mühür tepkisi!

Bölüm: Tarih

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Sultan Vahideddin’e ait som altından devlet mührünün satışını durdurdu.

Topkapı Sarayı Müzesi, Portakal Sanat ve Kültür Evi tarafından 17 Aralık günü düzenlenecek açık artırmada satışa çıkartılacak olan Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı Sultan Vahideddin’e ait som altından devlet mührünün satılamayacağını açıkladı ve satıştan çekilmesini istedi.
Portakal Sanat ve Kültür Evi’ne Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı tarafından dün faksla gönderilen resmi yazıda, "17 Aralık 2006 Pazar günü saat 15’te yapılacak olan müzayedede Sultan Vahideddin’e ait mührün satışının yapılacağı öğrenilmiştir. Ancak, söz konusu mührün Sultan Vahideddin’e ait devlet mührü olması nedeniyle satıştan çekilmesi uygun görülmüştür. Bilginizi ve gereğini rica ederim" denildi.

Mührün satışının durdurulması operasyonunu başlatan Prof. İlber Ortaylı, "Sancakların satılamaması gibi, devlet mühürlerinin de satılamayacağını" söyledi. Prof. Ortaylı, "Herhangi bir birliğin sancağının satışı yasaktır. Sancak çok eski dönemlerden bile kalmış olsa satılamaz. Zira orduda devamlılık esastır ve sancaklar birliklere yani orduya aittir. Aynı şey, devlet mühürleri için de söz konusudur. Satışa çıkartılan mühür, Sultan Vahideddin’e ait ’mühr-i hümayun’dur, dolayısıyla devletin resmi mührüdür. Devlette devamlılığın esas olması dolayısıyla, bu mühür de devlete aittir ve satılamaz. Bunun, böyle olması gerekir" dedi.

Sultan Vahideddin’e ait olan ve Portakal Sanat ve Kültür Evi tarafından açık artırmaya konulan mühr-i hümayun, son padişahın 1926’da vefatıyla kızı Sabiha Sultan’a geçmişti. Daha sonra da Sabiha Sultan’ın kızı Neslişah Sultan’a (Osmanoğlu), ileriki senelerde de padişahın torun çocuklarından birinin eline geçen mühür bu küçük torun tarafından elden satılmış ve mührü satın alan kişi tarafından 17 Aralık’ta yapılacak olan mezata konmuştu.

 

Kaynak: www.8sutun.com

Yazılanları oku. (yok) :: Bu yazıya yorum yaz! ::Arkadaşa gönder!:: Bağlantı

• 6/12/2006 - Ergenekon Destanı.

Bölüm: Tarih

 

ergenekondan   çıkış

Ergenekon Destanı, "Büyük Türk Destanından bir parçadır. Türk kavimlerinden Göktürkler'i mevzu alır. Göktürkler'in menşeini açıklamak ister. Ergenekon Destanı'nın özeti şöyledir:

Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.

Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular.

"Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler.

Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar.

Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler.

Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti.

Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler.

Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular.

İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar.

Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım".

Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar.

O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar,

Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver.

Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutlarlar.

Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Tâ ki, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.

 

Kaynak: www.ulkuocaklari.org.tr


Yazılanları oku. (1) :: Bu yazıya yorum yaz! ::Arkadaşa gönder!:: Bağlantı

• 15/9/2006 - Hitler'in ordusunda Yahudiler de varmış!

Bölüm: Tarih


Dil öğrenmek için gittiği Almanya'da arşiv araştırmaları yapan American Military University tarih kürsüsü öğretim üyesi Bryan Mark Rigg, 'Hitler'in Yahudi Askerleri' adlı kitabında Auschwitz'te bile gardiyanlık yapan Yahudiler olduğunu ve bunların da soykırıma katıldığını belgeledi.

Rigg, toplam 1671'i Nazi-Yahudi'nin ele alındığı kitabında, 161 Yahudi'nin savaşırken öldüğünü, 244'ünün Demir Haçı, 1'i Gümüş Alman Haçı, 19'u Altın Alman Haçı, 18'inin de Almanya'nın en üst düzey askeri madalyalarından Şövalye Haçı ile ödüllendirildiğini anlatıyor.

Ariyiz diyerek öldürdüler

Rigg'e göre orduya katılan ve Nazi Partisi'ne oy veren Yahudilerin pek çoğu Nazi ordusuna katılmanın 'safkan'lıklarını kanıtlamanın yolu olduğunu düşünüyordu ve savaşta yüzlerce insan öldürdü. Çoğu Ari'ler gibi davranıyordu. Bunun nedenleri de ya Nazi hükümetine inanmaları ya da başka türlü davranmaktan korkmalarıydı.

Rigg araştırmasında Nazi Partisi'ne üye 4 Yahudi, 15 'yarı Yahudi' ve 7 'çeyrek Yahudi' keşfetti. Bunlardan Heinz Gerlach bir mektupta 'Annem ve babam beni gerçek bir Alman olarak Führer'i ve vatanı sevmek üzere yetiştirdiler' yazarken, Shomo Perel ise 'Hayatta kalabilmek için kılık değiştirmeli, başka biri olmalıyım. Bir Nazi... Böylece bir Nazi haline geldim' diyordu. Benzer şekilde Yahudi bir Yarbay 'Ben küçük bir Nazi'ydim. Hitler'e hayrandım' diye içinde bulundukları durumu anlatıyor.

 

Kaynak: www.iyibilgi.com

Yazılanları oku. (yok) :: Bu yazıya yorum yaz! ::Arkadaşa gönder!:: Bağlantı

Hakkımda

Bu vatan; toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi yatanlarındır.

Konu Başlıkları

Bağlantılar

Ana Sayfa
EdipÖlmezYurdakul
Bütün yazılarım
Arkadaşlarım
Bana ulaşın
Blog RSS
YurdakulBirlik
Türk Dil Kurumu.
Türk Tarih Kurumu.
Günlük Gazeteler.

Son yazılar

Isparta Uçak “Kaza”sı Ülkenin “Beyin Kaynaklar
ATATÜRK: "... RABBİM GÜNEŞ GÖSTERMESİN" | Hulki Cevizoğlu
Türkçe ve Dil Üzerine Genel Bir Bakış
BOŞNAK SOYKIRIMI-SREBRENİCA KATLIAMI.
Ata'mızın Resimleri.
Türk Cumhuriyetleriyle Ortak TV.
Türkçe'ye Duyarlılık | Hazırlayan sinanoglu.net
ATAYURT'TAN ANADOLU'YA.
Milliyetçilik Üzerine. | Erkin Koray
Çırpınırdı Karadeniz.
DYP-Anavatan birleşmesinde vizyon var mı? | Arslan Bulut
Türk Adı.
Atatürk.
Esat Kabakli | Oğul
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR.
Oğuzam, Türkmenem.
91'İNCİ YILDÖNÜMÜNDE KUT-ÜL AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)
Dip Dalgası.
"Rusya inemediği sıcak denizleri dinleyecek!"
Kore Savaşı İle Alakalı Belge, Mektup, Resim Arıyoruz!
Atatürk'ün Ortadoğu vasiyeti.
KKTC parsel parsel satılıyor!
Kürtlerin kökeni! | Arslan Bulut
Barzani ve Myers’a bu cüreti kim verdi? | Arslan Bulut
Karamanoğlu Mehmet Bey'in Fermanından 720 Yıl Sonra Türkçe.

Arkadaşlarım

<%Türk Aynştany%>
Bölümlerde ki diğer yazıları görmek için 'Sonraki Sayfa' sekmesini kullanınız. Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:5
Son Sayfa | Sonraki Sayfa
Sitede ki gelişmelerden haberdar olmak için mail inizi ekleyin.
EkleÇıkar

FikrimYok © | Resim Galerisi,Tablolar,Sanatçılar,Siyaset,Tartışma,Güncel Konular,Kültür Sanat