Barzani, yine ülkesini işgal eden Amerikan güçlerine dayanarak, “Türkiye Kerkük’e karışırsa, biz de Diyarbakır’a karışırız” dedi! ABD’nin sesi radyosuna konuşan Amerikan eski Genelkurmay Başkanı Richard Myers de 2003 yılında Irak’ın Süleymaniye kentinde, Türk askerlerinin, başlarına çuval geçirilerek tutuklandığını hatırlatarak Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahalesi halinde, bu gibi olayların yeniden meydana gelebileceğini söyledi. *** Barzani’yi ve Myers’i bu cüretle konuşturan olaylar zinciri, bugün değil, 1991 yılında başladı! Turgut Özal, Baba Bush’un talebini Türkiye’nin talebi olarak ilan etti ve Çekiç Güç’ü Türkiye’ye davet etti. Kuzey Irak bir Kürt bölgesi olarak güvenli bölge ilan edildi. Saddam’a 36. paralelin kuzeyine geçme yasağı konuldu. O zamana kadar dağlarda yaşayan Barzani’nin devleti işte bu andan itibaren kurulmaya başlandı. 16 yıl sonra Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Bugün karşımızda bulunan birçok sorunun, geçmişin yanlış çözümleri olduğunu kabul etmemiz gerektiğine inanıyorum. 1991 yılında Irak’ta 36’ıncı paraleli çizip, ona destek vererek, Kuzey Irak’ta bugünü yarattığımız bir gerçektir. Kendi yaptığımız hataları da başkasına yükleme şansımız yoktur” dedi! *** Demek ki Türkiye’nin bugün düştüğü utanç verici durumun tarihi sorumlusu Turgut Özal ve destekçileri ile daha sonraki hükümetlerdir. Çekiç Güç’ün görev süresini uzatarak Amerikan politikalarına hizmet etmişlerdir, Burada hatırlatmak isterim ki, o dönemde Çekiç Güç’e basında bizimle birlikte Necdet Sevinç, Ergin Bayramcı, Taylan Sorgun gibi birkaç isim karşı çıkmıştı. Biz bugünleri görüyor ve sonucun ne olacağını adeta haykırıyorduk. Ertuğrul Özkök ise “Kuzey Irak’ta küçük bir Bushistan kuruluyor” diye yeni yapılanmayı övüyordu! O şimdi “TSK yanlıları” listesinin başında görünüyor! *** MHP’liler o dönemde Çekiç Güç’ün görev süresini uzatan DYP-SHP koalisyonunun desteklenmesine karşı çıkıyordu. Öyle ki, Ortadoğu gazetesinde yazan Ergin Bayramcı, Tokat teşkilatının bu yöndeki görüşünü rahmetli Alparslan Türkeş’e bildirmişti! Fakat Milli Güvenlik Kurulu da her defasında Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasını tavsiye ediyordu. Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasını desteklemek o zamanın “devlet politikası” idi! Tıpkı yıllar sonra AB politikalarının da “devlet politikası” olarak ilan edilmesi ve “onurlu giriş” söylemleri gibi! Bunun faturası da birkaç yıl içinde Türkiye’nin önüne konulacaktır! Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand, Türkiye’nin Çekiç Güç sayesinde Irak’a rahatlıkla girip çıkabildiğini propaganda ediyordu. Demirel de Cumhurbaşkanı olarak bunu söylüyordu! Haklılığımız, 16 yıl sonra Genelkurmay Başkanı düzeyinde tescil edildi ama neye yarar! *** İşte 4 Nisan tarihli yazımda rahmetli kalem arkadaşım Ergin Bayramcı’dan bu vesileyle bahsettim. Onun şerefli mücadelesini de hatırlatmak istedim. Bu vesileyle, Türkeş, Bayramcı ve benim aramda geçen mesaj trafiğini özetledim. Bayramcı’nın eşi Selma Hanım ve kızı Selcen Hanım konuya açıklık getirmemi rica ettiler. Kendilerini telefonla aradım ve rahmetli olmuş bir kalem arkadaşımın ruhunu ve yakınlarını incitecek bir sözün veya tavrın benden beklenmemesi gerektiğini ifade ettim. İkna oldular ve teşekkür ettiler. O dönemde bütün MHP’liler, özellikle Çekiç Güç’ün görev süresini uzatması sebebiyle DYP-SHP koalisyonunun artık desteklenmemesini istiyor, fakat bunu bizim üzerimizden ifade ediyorlardı. Ergin Bayramcı ile birlikte köşe yazılarımızda bu görüşleri yayınlıyorduk. Ergin Ağabey, hem şahsen hem siyaseten üzerine düşen görevi yapmıştı, vicdanen müsterihti. Ben ise bir gazeteci olarak hem kendi fikrimi, hem de kamuoyunu yansıtmıştım. Biz daha sonra da Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasına karşı çıktık. Meseleyi Cumhurbaşkanı düzeyinde de şahsen dile getirdik. Bu vesileyle değerli kalem arkadaşım Ergin Bayramcı’ya Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca herkesin kendine sormasını istiyorum: Barzani ve Myers’e bu cüreti kim verdi?
|
• 2007-04-09 23:05:04 - BARZAANA