NE SAĞ, NE SOL. ÖNCE TÜRKİYE!!!
EdipÖlmezYurdakul

Başka Türkiye Yok!!

SİZDEN GELENLER BÖLÜMÜNE HER TÜRLÜ YAZILARINIZI GÖNDERİP YAYINLATABİLİRSİNİZ. OLMEZYURDAKUL@GMAİL.COM ADRESİNE YAZINIZI GÖNDERMENİZ YETERLİDİR.

• 9/12/2007 - Isparta Uçak “Kaza”sı Ülkenin “Beyin Kaynaklar

Kategori: Siyaset

Çocukken aklım erip de dosya kağıtlarını katlayıp, uçak yaptığımdan beri uçaklara ve uçak kazalarına karşı hep özel bir merakım olmuÅŸtur. Çok gençken YeÅŸilköy’deki Hava Harp Okulu’nun ya da Havacılık Müzesi’nin (Ne güzel bir müzedir o mutlaka gezin) önünden her geçiÅŸimde pilot olmayı hayal etmiÅŸimdir çoÄŸu kez. Ne var ki, o esnalar “memleketi kurtarmaya” soyunduÄŸumdan hayalimi gerçekleÅŸtiremedim. (Sadece yolcu olarak 4-5 kere uçma deneyimini yaÅŸadım. Büyük keyifti.) Sonunda ne memleketi ne de kendimi kurtarabildim o baÅŸka! Gene o yıllarda havacılık dergileri alır, havacılıkla ilgili haberleri okurdum. Uçak resimlerini keser, bir deftere yapıştırır, model ve teknik özelliklerini ezberlerdim. Hiç unutmuyorum kapağına bir de “Phantom” resmi yapıştırmıştım. Bu ilgimi zamanla yitirdim ama havacılıkla ilgili her yeni geliÅŸme veya uçak kazası çok yüzeysel de olsa beni bu konularda düşünmeye sevk ediyor. Bir de tabii 11 Eylül’den bu yana daha özel boyutta, baÅŸka bir merakım oluÅŸtu. (Boeing uzmanı oldum bu yüzden!) Özellikle de “uzaktan kumanda” teknolojisi ile donatılmış uçaklara karşı.Dünya Ticaret Merkezi’ne çarpan uçakların içinde “terörist” hatta hiç kimse olmadığını anlatan “Kamikaze Operasyonu” romanımı okuyan okurlar ne demek istediÄŸimi anlayacaktır.

 

Neyse, bunlar ÅŸimdi çok gerilerde kaldı. Fakat arada sırada bu merakım depreÅŸiyor. Özellikle de merakımı gıdıklayan bir “kaza” olduÄŸunda. Tatmin edilmemiÅŸ bir arzunun tortuları olsa gerek arada sırada da olsa bu konularda yazmaktan hoÅŸlanıyorum. (ÖrneÄŸin bu tip bir yazım için Korsan Gazete arÅŸivindeki “Garip Ötesi Uçak kazası ve İki Versiyonlu Bir Senaryo” baÅŸlıklı ve 24.10.2005 tarihli makaleme bakabilirler.) Nitekim Isparta’da son yaÅŸanan kaza da bana aynı tür ÅŸeyler düşündürttü. BilindiÄŸi üzere uçakta yolcu olarak bulunan BoÄŸaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık, AraÅŸtırma Görevlisi Özgen Berkol DoÄŸan, Yüksek Lisans Öğrencisi Engin Abat ile DoÄŸuÅŸ Üniversitesinden Prof. Dr. Åženel Fatma BoydaÄŸ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve AraÅŸtırma Görevlisi Mustafa Fidan öldüler. Bu kıymetli bilim insanlarımız "Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı Ve Test Laboratuarları" projesinde görevli olan son derece “özel” bir alanın çok önemli bilim neferleriydiler. Zaten aynı konuda bir “çalıştay”a da gitmekteydiler. Kısaca bu insanları yok ettiniz mi Türkiye’nin söz konusu alandaki ilerlemesi en az bir 10 yıl atar. Bu da birilerine yeter de artar bile…

Ayrıca BoÄŸaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Arık'ın, İsviçre'nin Cenevre kenti yakınlarında kurulu, "European Organization for Nuclear Research (CERN)"deki "Atlas Deneyi"nde çalışırken alanının sayılı isimleri arasına girmiÅŸti. Arık baÅŸkanlığındaki grup, aynı zamanda "Karanlık madde" arayan "CAST deneyi"nde de çalışıyordu. Hani ÅŸu Dan Brown’ın “Melekler ve Åžeytanlar” romanında bahsettiÄŸi yer ve konu.

 

İşte bu yüzden kaza haberini duyduÄŸumdan beri benim “paranoyak” zihnim yeniden çalışmaya baÅŸladı. (Neyse ki bu kez paranoyamda yalnız deÄŸilim. Tüm toplum aynı ÅŸekilde düşünmeye baÅŸladı. O kadar ki “komplo” kelimesi sadece hakaret etmek için hatırlayan Hürriyet gazetesi bile “komplo” manÅŸetleri atar oldu. Neyse bunu da Hürriyet gazetesi ve ErtuÄŸrul Özkök açısından bir “ilerleme” görüyorum!) EÄŸer iddia edildiÄŸi gibi bu insanlar Türkiye için çok hayati bir projenin yürütücüleri iseler –ne gibi adımlar attıklarını bilemiyoruz- birilerinin ilgi alanına çoktan girmiÅŸ olabilirler. O “birileri” ki, kendi inisiyatifleri dışında bilim yapılmasından, dahası hayata geçirilmesinden hiç hoÅŸlanmazlar. O yüzden Türkiye için çok hayati olan bilim faaliyetinin hele de böylesi spesifik bir alanda yürütülmesini engellemek istemiÅŸ olabilirler.

 

Türkiye üzerinde çok cepheli derin bir savaÅŸ verildiÄŸini artık en aptal kiÅŸiler dahi biliyor. Bunun ekonomik, siyasi, kültürel, dini, askeri boyutları var. Öyle görünüyor ki, bir süredir de buna “bilimsel” konularda verilen savaÅŸ eklenmiÅŸ durumda. Çok deÄŸil bundan bir süre önce ASELSAN’ın F-16’ların elektronik sistemleri projeleri için çalışan mühendislerimizin “intihar” görünümlü “örtülü suikastlara” kurban gittiklerini hatırlayalım. (Tabii aydınlarını korumayan, koruyamayan devlet bilim adamlarını da koruyamaz! Bu ülkenin istihbarat ve güvenlik servisleri ne iÅŸe yararlar samimi olarak soruyorum?) Hal böyle olunca dünyanın geleceÄŸine yön verebilecek önemdeki “toryum” maddesine yönelik bir konuda “küresel güçler”in hareketsiz kalması beklenemez. (Demek ki Türkiye bu alanda oldukça önemli bir pozisyonda ve çok ileri adımlar atmaya hazırlanıyor olmalıydı ki iÅŸ ciddiye binmeden önünü kesmek istediler. Tam da yeni “Nükleer Yasası”nın tartışıldığı ÅŸu günlerde olması ayrıca ilginç!) Onlarda kendi savaÅŸlarında bazı “derin operasyonlar” uygulayacaklardır. Çünkü bilim, hele de geliÅŸmiÅŸ nükleer bilim “apolitik” bir konu deÄŸildir. Bu güçler açısından bakıldığında bilimsel faaliyet “kendi haline” bırakılamaz. O kadar ki o alandaki atılacak bir adım dünya dengelerini bile sarsabilir. Bunun için sabotajda yaparlar, suikast da tertiplerler. (11 Eylül sonrası ortaya çıkan “mikrobiyolog seri cinayetleri”ni hatırlayalım) Burada “teknoloji casusluÄŸu”nun çok özel bir alanıyla karşı karşıyayız gibi geliyor bana. İkinci dünya savaşın bitiminden ve Nazi bilim adamlarının kaçırılmasından bu yana bu konudaki savaÅŸ derinleÅŸerek sürüyor.

 

Çünkü bilimi insanlar yapar ve özellikle de sayıları fazla olmayan sıra dışı insanlar. Uygarlığımızın bugün geldiÄŸi aÅŸamada bilimin ne kadar büyük payı olduÄŸu ve tam bu noktada bilimin ne kadar kötüye kullanılma çabası içinde olduÄŸunu da söylemeye hacet yok. Bu yüzden dünya egemenleri ve onların emrindeki istihbarat servisleri bilimi ve bilimsel faaliyeti sıkı bir izlemeye, denetime ve yönlendirmeye almışlardır. Bu çizginin dışına çıkanlar önce parayla hizaya getirilir, yok gelmiyor, “yurtseverlik” gibi “aptalca” (!) güdülerle hareket ediyorsa baÅŸka yollarla. Bütün bunlar da olmuyorsa o zaman başına bir ÅŸeyler geliverir. Bilim ve bilim adamları günümüzde kapitalist-emperyalist sistemin bir tutsağıdırlar. Beyinlerini ya küresel güçlerin hizmetine sunacaklar ya da bir toplu iÄŸne bile icat edemeyecek kadar dışlanacaklardır.

 

Neyse tekrar “kaza” olayına gelelim. İlk günden beri basında yer alan iddiaları takip ediyorum. Her biri birbirini tekzip ediyor ve bir “zihin bulandırma” çabasının ürünü gibiler adeta. Bunların bazılarına bir göz atalım:

 

Uçağı Açık Cep Telefonları Düşürdü: Öncelikle cep telefonları uçakları böylesi kolaylıkla düşürebilseydi havada uçak kalmazdı. Ayrıca cep telefonlarının uçak düşürdüğüne dair elde kesinleÅŸmiÅŸ bir kanıt yok. Bu da modern bir “ÅŸehir efsanesi” gibi. Sadece haklı ve yerinde bir önlemdir o kadar. Hassas elektronik aletleri etkilememesi için bir “önlem” olarak yasaktır. Ayrıca bu olayda cep telefonlarının çaldığı sadece bir iddia düzeyinde kalmıştır. Bu iddiaya göre kaza sonrası olay yerine varan kurtarma ekipleri çok sayıda çalan cep telefonuna rastlamışlardır. (Ki, bu iddia reddedildi) EÄŸer öyleyse bu ancak yolcuların son dakikalarda çok önemli ve “acayip” bir durum yaÅŸadıklarını, bunu haber vermeye çalıştıklarını gösterir. Bunun araÅŸtırılması gerekir. Yoksa niye açsınlar ki?

 

ILS (Instrumental Landing Sistem) Yoktu: Bu da iÅŸin ayrı bir “geyiÄŸi”dir. ILS henüz nispeten yeni bir teknolojidir. Yere iniÅŸ aÅŸamasında büyük kolaylık saÄŸlar. Ama o kadar. Düne deÄŸin yoktu ve bütün uçaklar mekanik olarak, pilot inisiyatifiyle, “göz kararı” rahatlıkla iniyorlardı. Ayrıca halen ILS olmayan dünyada birçok havaalanı vardır. ILS yokluÄŸu bir kaza nedeni deÄŸildir. Ayrıca VOR sistemi de benzer iÅŸi görür. Dolayısıyla ILS zorunluluk olmadığı gibi kazaya da yol açmaz. Bunu öne sürenler ya ILS nedir bilmeyen cahillerdir ya da art niyetlidirler.

 

EGPWS Sistemi Çalışmadı: Uçaklarda bulunan bu sistem uçuÅŸ aÅŸamasında pilotlara önlerindeki daÄŸ ve benzeri engebeleri gösterir. Düşen uçakta bu sistemin olduÄŸu söylenmektedir. Dolayısıyla bu iddiada geçersizdir. Kaldı ki, olmasa bile pilotların bu kadar “dikkatsiz” olabileceklerini düşünmek saçmadır.

 

Pilotlar Sarhoştu: Olay sonrası pilotlardan alınan kan örnekleri ve tahlillerinde alkole rastlanmamıştır.

Pilotlar ve Ekip Yorgundu: Bu da doÄŸrulanmamış bir iddiadır. Hiçbir pilot ne kadar yorgun olursa olsun, sırf 5-10 dakika kazanacağım diye normal uçuÅŸ açısını deÄŸiÅŸtirmez. Kaldı ki pisti gördüğünü söyleyen bir pilot niçin yeni bir manevra yapsın. (Ayrıca alana iniÅŸ ya da kalkış yapacak baÅŸka uçak da yok. DiÄŸer bir tabirle trafik yoÄŸun deÄŸil. Yani doÄŸrudan inmek aslında en kestirme yol.) Bunun ya baÅŸka bir “nedeni” vardır ya da iddia geçersizdir.

 

Vertigo Etkisi yaÅŸadılar: Çok uzun süre deniz veya karlık alan üzerinde uçan pilotların yaÅŸadığı bir “yön tayin bozukluÄŸu”dur. (aÅŸağısı mavi yukarısı mavi veya aÅŸağısı beyaz yukarısı –bulutlar- beyaz) Bir “yanılsama” nedenidir. Gece uçuÅŸlarında da ortaya çıkabilir. Ancak bunun için çok uzun mesafelerde saatlerce uçmaları gerekir. Oysa uçtukları mesafe kısadır. Burdur Gölü ise çok büyük bir göl deÄŸildir.

 

Uçak U Dönüşü DeÄŸil O Dönüşü Yaptı: Bunun kesin” nedeni bilinmiyor. Sadece varsayımlar var.

Pilotlar Isparta’ya ilk kez Uçuyordu: Pilotların uçtukları güzergâhı ve indikleri havaalanını bilmeleri bir avantajdır. Böylelikle olası aksiliklere veya doÄŸal engebelere karşı daha duyarlı olurlar. Ancak o kadardır. Dünya üzerinde çok daha zor ÅŸartlardaki havaalanlarına ilk defa iniÅŸ yapan binlerce pilot vardır. O zaman ortalık kazadan geçilmezdi. Kaldı ki bu pilotlar binlerce saat uçuÅŸ deneyimi olan pilotlardır. İlk defa uçuyor olmaları kendi başına bir kaza nedeni deÄŸildir.

 

Rüzgâr Etkisi: Özellikle uçak yan dönüşler yaptığı esnada “rüzgâr kırılması” denen olguyu yaÅŸar. Ancak bunun çok sert bir “rüzgâr” olması gerekir. Ayrıca uçaklar bu ihtimal düşünülerek ona göre dizayn edilmiÅŸlerdir. Aksi taktirde her rüzgâr yediklerinde uçurtma gibi düşmeleri gerekirdi. Saçmadır. Kaldı ki o günkü ve o saatteki hava raporları böyle bir “etki” olmadığını göstermektedir.

Hava Koşulları: Aynı şekilde o gün Isparta üzerindeki bütün hava koşulları göstergeleri normaldir. Görüş açık, hava sakin ve mehtap aydınlığında olduğu söylenmektedir. Yağmur, kar, fırtına, sis, yıldırım, vb gibi doğal etkiler yoktur. Öyle bile olsa bu şartlarda kalkış ve iniş yapabilen binlerce uçak vardır. Tek başına açıklayıcı bir faktör yoktur.

 

Yakıt Bitti: ÇoÄŸunlukla uçaklar tam depo dolmadan kalkış yaparlar. Ancak bu uçacakları mesafe hesap edilerek yapılır ve yeterden biraz fazla yakıt her ihtimale karşı konur. Uçak büyük bir “rota sapması” yaÅŸamamıştır. Rötar yapmamıştır. Çok uzak mesafelerden gelmemektedir. UçuÅŸ trafiÄŸi yoÄŸunluÄŸundan dolayı pisti defalarca “pas” geçmemiÅŸtir. Tanklarında sızma yoktur. (Olsa göstergeler gösterir.) Demek ki uçağın yeter yakıtı vardır. Uçak ÅŸirketleri de bu iddiayı reddetmiÅŸlerdir. Mantıkidir. Gerçi uçakta yangın çıkmaması buna kanıt gösterilmektedir. Ancak unutulmamalı ki, yangınsız birçok uçak kazası da vardır.

 

Cihazlar hassasiyetini yitirdi: Bir uçakta birçok elektronik gösterge ve cihaz vardır. Bunlarda bir “bozukluk” oluÅŸmuÅŸsa veriler yanlış görülebilir. Kumanda kilitlenebilir. Bu mümkündür ama çok düşük bir ihtimaldir. Ayrıca bu aygıtlar “dış bir etki” ile de planlı ve istemli olarak bozulabilir.

Uçağın Bakımı Yapılmadı: Bu mümkündür ama yeterli deÄŸildir. Bakım süreleri standarttır. Oysa her uçağın kendi “ömür” süresi vardır. Kâğıt üzerinde bu süreler aşılmış görünse bile bu düşeceÄŸinin garantisi deÄŸildir. Nitekim birçok özel ÅŸirket masraflı olacağı için opsiyonları zorlamaktadır. Kaldı ki, kiralayıcı ve kullanıcı ÅŸirket aksini iddia etmektedir. Bu iddialar daha ziyade World Focus Havayolları ÅŸirketinin eski yönetim kurulu baÅŸkanı Av. Murat BaÅŸman’ın iddialarına dayanmaktadır.

Göldeki Işıkları Pist Sandı: En komik iddia da budur. Her pilot eÄŸer kör deÄŸilse havaalanı pisti ışıkları ile göl yansımalarını ayırt edebilir. Kaldı ki “İn bound” olan (pisti karşılayan) ve kuleye onaylama veren bir pilotun bunu bir gölle karıştırması mümkün deÄŸildir. O zaman göle inmesi veya düşmesi gerekirdi. Saçmadır.

 

Yeraltı Gazları: Bölgede böyle etkiler olsa bile bu yönde bir veri ve işaret yoktur.

Türbulans Etkisi: Türbulans (Hava Boşluğu) etkisi daha yüksek irtifalarda daha mümkündür. Bu kadar alçalmış bir uçağın türbulansa girmesi imkânsız olmasa da zordur. Kaldı ki, her türbulans uçak düşürmez. Bunu pilotlar hatta sık yolculuk yapanlarda bilir.

 

Kısaca bütün bunlara baktıktan sonra ileri sürülen ve sürülebilecek “kaza kırım raporları” aksini söylese, en “yetkili ağızlar” yemin billah etse, gene de bu “kaza”nın “normal” bir “kaza” olduÄŸuna inanmam. (Basınç etkisine baÄŸlanıyor ama cesetlerde sıyrık bile olmaması ve hiç kurtulan olmaması ayrıca tuhaf. Çünkü uçak burun üzeri deÄŸil, gövde üzeri düşmüş ve orta bölüm neredeyse tümüyle saÄŸlam) Bu konuda ne “maddi kanıtlar”a inanırım ne de söylenenlere. Sadece mantığa ve sezilerime inanırım. (Hepsi deÄŸiÅŸtirilebilir, düzenlenebilir çünkü) EttiÄŸim an kendi akıl ve mantığıma hakaret etmiÅŸ olurum. Hiç kimse bana Türkiye ve dünya için çok önemli bir projenin yürütücülerinin üstelik tam da o konuda bir toplantıya giderlerken (Bu “kaza” aynı zamanda kalan diÄŸer bilim insanlarına göz dağıdır!) bindikleri uçağın tam da iniÅŸ aÅŸamasında, normal hava koÅŸullarında saçma sapan bir ÅŸekilde düştüğüne ikna edemez. Ne ortalığı kaplayan kiralayıcı ÅŸirketin “kötü şöhreti” üzerine iddialar, ne de MD83’ler “sabıkaları” hakkında yalan yanlış söylenenler. Dünya üzerinde halen 1300 MD83 uçuÅŸtadır ve MD83’lerde her hangi model bir uçaktan daha fazla ya da daha az kaza oranına sahip deÄŸildir.

 

Nasıl yaptıklarına dair henüz bir “teorim” yok. (Ancak patlayıcı kullanmadıkları kesin. Aksi taktirde uçak havada parçalanırdı. Yangın çıkar ve cesetler kömürleÅŸirdi. Bu da “biz yaptık” demek olurdu ki, o kadar aptal olduklarını sanmıyorum. Belli ki “tereyağından kıl çeker gibi” halletmiÅŸler. Ancak mutlaka bir “iz” olmalı. (Vakit gazetesinde yer alan “UçaÄŸa fazladan binen 2 kiÅŸi aleti çalıp paraşütle atladılar” iddiası bu yüzden çok önemli bence. EÄŸer öyleyse 007 James Bond filmleri bile bu “operasyon”un yanında solda sıfır kalır! O halde bu iki kiÅŸi eÄŸer binmiÅŸlerse nasıl binmiÅŸlerdir? Åžirket elemanı ya da “resmi” görevli midirler ki ellerini kollarını sallayarak uçaÄŸa binebilmiÅŸlerdir?) Bu konuda bir fikrim olduÄŸunda sizlerle paylaÅŸacağıma emin olabilirsiniz.

Peki resmi düzeyde sonunda ne mi olacak? Çok basit…Söyleyeyim… Sonunda “Pilotaj hatası” denilip geçilecek. UlaÅŸtırma bakanı bile daha ilk günden, ortada henüz veri yokken, bu anlama gelecek laflar etmedi mi?

 

BaÅŸka ne bekliyorsunuz?


“Emperyalizm ve küresel ÅŸebekeler uçağımızı düşürüp, vatandaÅŸlarımızı ve bilim insanlarımızı öldürdü, bir de alet çaldılar” diyecek hal ve cesaretleri olacak deÄŸil ya!

 

Kaynak: korsangazete.com

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Bu yazıya yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 2008-04-07 01:54:56 - OKU

Yazan: mertgurlek
E be gerizekalı arkadaşım... Sen her bir haltı bildiğini düşünüp bir profesör edasıyla atıp tutuyorsun, hangi lafın nerelere gidebileceğini düşünmeksizin ve kimlere nasıl zarar verebileceğinin bilincinde olmaksızın ve cehaletten bahsediyorsun da kendinin cehalet sınırlarının nerelerde olduğunun bilincinde misin ki? Bilmez misin hiç , hiçbir yolcu uçağının kapısının uçuş esnasında açılamayacağının, iç ve dış ortam basınç farkından mütevellit kapı üzerinde dışarıdan içeriye 5000 KG basınç oluştuğunu ve paraşüt maraşüt olayının safsatadan ileriye gidemeyeceğini ve yazdıklaının birer provokasyon değeri taşıdığını??? Oku biraz oku da sonra yorum yap SALAK !!!
Bağlantı

• 2008-03-03 21:29:23 - isparta uçak kazası

Yazan: isimsiz
sayın arkadaşım
yazdıklarını okudum mutlaka gerçek payıda vardır diye düşünmek istiyorum.
ancak yazının eksik kaldığı inancına kapılıyorum çünkü.eğer yazdıkların doğru ise(ki bence çoğu doğrudur)o halde ne ve nasıl olduğu hakkındaki fikrinide yazmalıydın .en azından teorik olarak bile olsa.sen sadece olmaz dediklerini yazmışsın ancak bunnarın olmadığından emin olan kişi ne olduğunuda az çok yazabilirdi bence..ucu açık kalan bu yorumların (hata pilottaydı) diyenlerden ne farkı kalıyorki..bende herkes gibi gerçeği bilmek isterim tabii ama neye inanacağımı şaşırmış durumdayım.. konuyla ilgili yazılarını beklerim...
bir kaza kurbanının yakını.....
Bağlantı

• 2007-12-18 19:30:12 - EmeÄŸe Saygı

Yazan: gecelerde
Çalışmalarınız güzel olmuş,başarılarınızın devamını dilerim http://gecelerde.blogcu.com (Bizede bekleriz)
Bağlantı

Hakkımda

Bu vatan; toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi yatanlarındır.

Konu Başlıkları

Bağlantılar

Ana Sayfa
EdipÖlmezYurdakul
Bütün yazılarım
Arkadaşlarım
Bana ulaşın
Blog RSS
YurdakulBirlik
Türk Dil Kurumu.
Türk Tarih Kurumu.
Günlük Gazeteler.

Son yazılar

Isparta Uçak “Kaza”sı Ülkenin “Beyin Kaynaklar
ATATÜRK: "... RABBİM GÜNEŞ GÖSTERMESİN" | Hulki Cevizoğlu
Türkçe ve Dil Üzerine Genel Bir Bakış
BOŞNAK SOYKIRIMI-SREBRENİCA KATLIAMI.
Ata'mızın Resimleri.
Türk Cumhuriyetleriyle Ortak TV.
Türkçe'ye Duyarlılık | Hazırlayan sinanoglu.net
ATAYURT'TAN ANADOLU'YA.
Milliyetçilik Üzerine. | Erkin Koray
Çırpınırdı Karadeniz.
DYP-Anavatan birleşmesinde vizyon var mı? | Arslan Bulut
Türk Adı.
Atatürk.
Esat Kabakli | OÄŸul
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ'NİN ŞEREFİDİR.
Oğuzam, Türkmenem.
91'İNCİ YILDÖNÜMÜNDE KUT-ÜL AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)
Dip Dalgası.
"Rusya inemediği sıcak denizleri dinleyecek!"
Kore Savaşı İle Alakalı Belge, Mektup, Resim Arıyoruz!
Atatürk'ün Ortadoğu vasiyeti.
KKTC parsel parsel satılıyor!
Kürtlerin kökeni! | Arslan Bulut
Barzani ve Myers’a bu cüreti kim verdi? | Arslan Bulut
Karamanoğlu Mehmet Bey'in Fermanından 720 Yıl Sonra Türkçe.

Arkadaşlarım

<%Türk Aynştany%>
Bölümlerde ki diğer yazıları görmek için 'Sonraki Sayfa' sekmesini kullanınız. Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
| Sonraki Sayfa
Sitede ki gelişmelerden haberdar olmak için mail inizi ekleyin.
EkleÇıkar

FikrimYok © | Resim Galerisi,Tablolar,Sanatçılar,Siyaset,Tartışma,Güncel Konular,Kültür Sanat